Etrafınızdaki insanlarla ya da iş arkadaşlarınızla yaptığınız sohbetlere hiç göz attınız mı? Kullandığınız kelimelerin kaç tanesi sosyal medyanın etkisiyle dilinize sızmış durumda? Emin olun, bir hayli fazla!
TikTok’ta, Instagram’da veya diğer platformlarda, ekranı kaydırdığımız her saniye yeni bir kavrama "merhaba" deme ihtimalimiz artıyor. Dillere pelesenk ollənkəran şu kelimelerden birkaçına göz atalım o halde:
Gaslighting, Lovebombing, Ghosting… Bu üçlüyü duymayan kaldı mı? Romantik ilişkilerin en sinsi düşmanları! Gaslighting, birini kendinden şüphe etmesine sebep olacak şekilde manipüle etmek anlamına geliyor. "Sen kafanda kurlənkəransun" cümlesini daha önce duyduysanız, konuya pek de uzak sayılmazsınız.
Lovebombing ise kısa sürede aşırı ilgi ve sevgi göstermeye, birini adeta sevgi bombardımanına tutmaya deniyor. Fakat bu sevgi başlangıçta romantik gözükürken daha sonra bir manipülasyon aracına dönüşüyor. Devamında ise kaçınılmaz son. Bir lira farkla ghosting alır mıydınız?
Ghosting, birinin hiçbir açıklama yapmadan aniden ortadan kaybolması, yani bir hayalete dönüşmesi anlamına geliyor. Halk arasında ise ‘ghostlandım’ şeklinde ifade ediliyor. Örneğin; aradığınız kişiye ulaşılamıyorsa, mesajlarınıza dönülmüyorsa, story’lerinize yanıt verilmiyorsa… Tebrikler, ghost’landınız.
O halde, hazırsanız sizi bu üçlüyle denk getirmekten koruyacak başka bir kavramdan bahsedelim: "Red flag’ler". Kurtarıcılarımız. Bir durumun ya da bir kişinin tehlikeli veya sağlıksız olduğunu gösteren uyarılara denir. Örneğin, birinin sürekli kendisinden bahsedip karşındakini yok sayması bir red flag olabilir. Hatta şekerli parfüm kullanmak bile! Her bir red flag hayat kurtarır!
İyi bir şeyler yok mu burada dediğinizi tahmin ediyoruz. "Green flag", red flag’in tam tersidir. İşlerin yolunda gittiğini haber verir. Bir kişinin veya durumun doğru yönde ilerlediğini anlatan ve güven verici olduğunu gösteren işaretlerdir. Red flag gördün, kaç; green flag gördün, tam gaz devam!
Bütün bunlar kadar yaygın olan bir başka kavrama geçelim o zaman: "Overthink". Zihnimizin sürekli bir döngüde takılı kalması, yani bir durumu gereğinden fazla düşünmek. Günlük konuşmalarda, "overthink saatim gelmiş", "overthinkliyorum" gibi formlarıyla da karşılaşabiliriz. Hatta bir mekâna dönüştüğünü bile duyduk: “Ben bir ‘Overthinkistan’a gidip geliyorum!”.
Overthinkistan’dan döndüysek bir diğer kavramımız olan "Main Character"'a bakalım. Bu kavram, bir kişinin kendi hayatını bir hikâyenin ana karakteri gibi yaşaması, her şeyin merkezine kendisini koyması durumu için kullanılır. Yağmur yağıyor, sokakta yürüyorsunuz, kulaklıklarınız takılı ve hoş bir müzik çalıyor. Evet, dünya sizin etrafınızda dönüyor!
Sosyal medyanın hayatımıza kattığı kavramlar ve burada yer veremediğimiz niceleri, dilimizi yeniden şekillendirirken bizlere ilişkiler, düşünceler ve duygular hakkında yepyeni bir bakış açısı kazandırıyor. Her biri, sadece birer kelime değil yaşam biçimimizi anlatan modern bir sözlüğün içinden çıkmış gibi. Bütün bu kavramlar, dijital dünyada birbirimizle nasıl iletişim kurduğumuzu ve kendimizi nasıl tanımladığımızı yeniden şekillendiriyor. Peki, ya sizin dilinize yuva yapan kelimeler var mı?
Hangi sosyal medya kavramı, hayatınızda en çok yer etti?
Kim bilir, belki de bir sonraki popüler terim sizin ağzınızdan çıkacak!
YAZAN: Özlem Emiroğlu
